Köşe Yazıları

Parlayan Renklerimizin Mücadelesi

Parlayan Renklerimizin Mücadelesi

Upuzun ağaçlar… Sık, uzun-ince, yemyeşil yapraklar ve toprağın kokusu… Bir masal değil bu ya da roman. Hayat yazılacak bu satırlarda. Annemizin kollarından kaçarken tehlike dolu bir ormana düşeceğimizi hayal edemezdik. Şimdi birer savaşçıyız. O küçük çocuk hâlâ hayatta ama burada yaşayamaz. Gökkuşağının renkleri parlak ve sevecen görünebilir. Aldanmamalısınız.

Küçük bir çocucğum aslında. Gökkuşağı altında doğan bir lgbti. Bedenine aykırı bir isyancı. Her biriniz gibi… İnsanlar doğar, büyür ve ölürler diye bilirdik. Ama gerçek bundan çok daha fazlası. Bazıları insan olarak doğar bazılarıysa savaşçı. Olay doğmakla başladı. Büyümeye başladık, konuştuk, yürüdük, yorulduk. Sonra tanıştık kendimizle. Yara almaya müsait bir beden ve kalp. Bir kaç uzuv… İki farklı tür olarak doğduk. Birimiz öz verdik diğerimiz onu özümsedi ve daha iyisini verdi. Bir fabrika gibiydi. Tik tak işledi. Ama savaşçılar da vardı. Onlar başka bir şey istedi. Onlar farklı sevdi. Kimisi daha çok sevdi. İki türe de yetiyordu sevgisi. Ancak sevmek bu dünyada yasaktı, günahtı. Fabrika çalışmalıydı. Eğer fabrikayı işletemiyorsan kusurluydun. İşte doğduk ve böye başladı savaşımız. Henüz büyümedik ama ilk adımları attık. Emeklemeyi es geçtik çünkü mecburduk. Bizim bir an önce gökyüzüne erişmemiz gerekiyordu. Yedi renkl bahçemize…

 

Büyümeye başladık nihayet.  Adımlarımız genişledi. Daha çok, koşar olduk. Sırları keşfettik. Bir  erkek başka bir erkeğin koynundaydı. Bir kadın bir kadına aşıktı. Bir çapkın iki tarafı da memnun ediyordu. Sevdik, seviştik. Ama unutmadık. Savaşçıydık ve yapılması gerekenler vardı. Bizi kabul etmelilerdi. Biz lgbti’yiz biz gökkuşağının çocuklarıyız. Yeryünde de gökkuşağı olur. Olmalıydı. Ama onların rengi griydi. Tozlu, mat. Gri’de özgür olamazdık. Bizler farklı renklere bürünmüştük. Biz grinin özgürlüğünü biliyorduk. Onu tanıyorduk. Anne babalarımız da griydiler ve biz onları seviyorduk. Ama gri bizi sevmedi. İstemedi. Özgürlüğün bize ait olmadığını söylediler. Çarklar işlemeliydi. Biz o çarkları döndüremezdik. Bu yüzden haksızdık. Sapıktık biz, hastaydık, hastalıklıydık. Tanrılar bile sevmedi bizi. Hayatı bize veren tanrılar günah yüklemişti boyunlarımıza. Yılmadık. Onur için, özgürlük için, sevgi için, aşk için, renkler için, elele tutuşabilmek için savaştık. Onurumuzla yürüdük meydanlarda. Aşklarımızı teketmedik. Ayırmak istediler direndik. Sokaklarda öldürüldük yine direndik. Bizi özgür bırakmak istemiyorlar. Tehlikeli görüyorlar bizi. Oyasa sadece farklı seviyorduk biz. Ama biz de seviyorduk. Tıpkı grinin aşkı gibiydi gökkuşağının aşkı. Tek fark aynı bedenler tutkundu birbirine. Aynı kalpler. Bizler aynı türüz aslında. Sevmeyi bilen insanlar. Ama ne zaman birimiz heteroseksüel diğerimiz homoseksül ya da lezbiyen olduk. Ne zaman insan paydamızı yitirdik? Savaşmasak olmaz mıydı? Bir zamanlar beraber oynardık. O zaman çocuktuk. Hepimiz çocuktuk Şimdi birimiz düzcinsel öbürümüz eşcinsel olmuş. Geçmişimizi kör etmişiz. Bir zamanlar oyuncaklarımız için savaşırdık. Hayatlarımız bizimdi. Hepimiz özgürdük. Şimdi hayatlarımız için savaşıyorz. Oyunlarımız son buldu. Kimliklerimiz insanlığımızı, çocukluğumuzu öldürdü.

Annem ve babam, özlüyorum artık onları. Kokularını alabiliyorum, dokunabiliyorum,  öpebiliyorum onları ama tanımıyoruz birbimizi. Yakın ve uzak arasındaki çekişmenin kurbanı ilişkilerimiz. Küçük çocuk anne ve babasını özlüyor artık. Gizliyor içini. Kabuğuna çekilmiş sessizce ağlıyor. Günahlar, sevgiyi siler mi gerçekten? Bizler onların parçalarıyız. Korku mu bizi günahkar yapan, bilmemek mi?  LGBTİ 5 harf bizi nasıl da uzaklaştırdı ana kucağından, baba kollarından. Yine de ayaktayız. Kalplerimiz parça parça. Herbir yarayı ayrı ayrı aldık büyürken. Doğamızı yaşamamıza izin vermiyorlar. Yapay bir dünya yarattılar. Yapay düşünceler, yapay adetler… Bir annenin içinde büyüttüğü çocuğu tanımaması ne kötü. Korkan sadece gri değil. Bizler de korkuyoruz. Çünkü biz sevgiyle yaşarız ve sevgilerimizi kaybetmek bizim için en kötüsü olur. Yine de savaşmalıyız. Bügünün özgürlüğünü geçmişin savaşçılarına borçluyuz. Geleceğin özgürlüğünü ise bizler yaratacağız.

 

Doğduk, büyüdük ve ölüyoruz artık.  Bizler için son savaşın vakti ama geleceğin renkleri daha parlak olacak. Ölen bizleriz ama savaşımız hep genç kalacak.

 

LGBTİ hakları insan haklarıdır. Cinsel kimliğimiz onurumuzdur. Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Taranseksüel ve İnterseksüel bireyler toplumun inkar edilemez parçalarıdır. Yaşasın göklerdeki renklerimiz.

 

 

“queerfox”

admin

Temmuz 8th, 2015

No Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ON AİR