Köşe Yazıları

Gelecekten Gelmeyen Adam | 10- Derin Mevzular

Gelecekten Gelmeyen Adam | 10- Derin Mevzular

Herkese yeni haftadan, sonbaharın iliklerimize yavaş yavaş girdiği şu günlerden merhabalar…

Keyiflerin tıkır, giyimlerin gıcır, şekillerin Paris olduğu nice pazartesiler diliyor bıraktığım renkli diyar LGBTİ bireylerinden kanayan bir konuya parmak basarak devam ediyorum.
AŞK!
Öf be hacı abi ne yaptın” derseniz haklısınız, saygım sonsuz, sevgiler derim.
Herkesin için için yandığı, kanadığı, aradığı ve çoğu zamanda bulamadığı aşk!
Diyorum ki neden acaba geçmişte aşklar daha uzundu.
Gerek “heteroseksüel” gerekse “homoseksüel” çiftlerde olsun ilişkiler bayağı uzundu, uzunmuş.
Sonra durup hemen buluyorum aslında sorun çiftlerde değil “gelecek” dediğimiz ve her saniye bizim olan kavramda.
Yani zaman ilerledikçe insanlar her şeyi olay elde edip kolay bırakıyor. 
İşte Aşkta bunlara kurban verilen türünün son örneği canlılardan.
Yani değişen zaman, çiftlerimizde zamana ayak uydurayım derken hop aşklarından oluyor.
Zamanımız da artık sakız bile internetten satılır hale geldi. İnsanlar evlerinden, iş yerlerinden yani bulundukları mekandan çıkmadan her şeye ulaşıyorlar eee hal bu olunca “haydan gelen huya gider” misali nasılsa aynı kolaylıkta bir tana daha bulurum diyor çabuk vaz geçiyor.
Halbuki aşk o kadar kolay bulunamayacak maden gibi bir tanımı bile olamayacak çok “ormantık” bir olay.
İnsanlar hoşlantıyı sevgi zannedip aşkın adını kirletiyor.
Hoşlandığı insanların yanında zamanın tadını çıkarıp, şekeri bitmiş sakız misali bir kenara atınca “aşkımız bitti arkadaş kalalım” modu devreye giriyor.
Ulan sen ne ara hoşlandın, ne ara sevdin, ne ara arzuladın, onun yerine düşünüp, hareket eder hale geldin de şimdi arkadaş kalıyorsunuz.
İşte artık zamanın getirdiği gelecek objesinin hızla hayatımızın her alanını kirlettiği şu hızlı dünyada artık yeni adı “elektrik alma” olan hoşlantının lütfen aşka karıştırılmaması ricasını yapıyorum.
Cidden aşk öyle 1-2 günde oluşmaz…
İlk görüşte aşk değil beyin uyuşması, göz banyosudur. 
Sonra alışkanlıklarıyla kabullenen onu koşulsuz her halini hatta bir sonraki adımını az çok tahmin ettiğin hali aşktır.
Az çok diyorum çünkü insanlar kendileri bile kendilerini teee ne zaman daha çok az tanıyorlarken bir başkası nasıl tanısın. 
Yani demem o ki biz bu b.ku yemeye böyle devam edip kavram kargaşası yaşarsak yandık.
Önce kavramları oturtalım sonra sevmek için, harcamamak için çaba harcayalım.
Aksi halde tek bir hafta dışında ki tüm konularda olduğu gibi bu konuda da gelecekte robotlaşmış mantık evliliklerinin yer aldığı bir dünyada olacağız.
 
 
“NEREDESİN AŞKIM?”
“BURADAYIM AŞKIM”
 

Burak Dikilitaş

Eylül 7th, 2014

No Comments

Bir Cevap Yazın

ON AİR